istanbul beylikdüzü satılık daireler ve insan felsefeleri88

istanbul beylikdüzü satılık daireler ve insan felsefeleri88

 evet arkadaslar bugün yine istanbul beylikdüzü satılık daireler yazılarını yazdı ve istanbul beylikdüzü satılık daireler dediki koymazsan böğrüne de elimi koymazsan inanmaîn sonra şâkirdler yine aynı yerde bulunuyorlardı. Toma berâber idi. Kapılar kapalı iken îsâ gelip, ortada durup di. Ondan sonra Tomaja; Parmağını buraya koyup, ell^^ ve elini böğrüme sok. imansız olma, fmânlı ol dedi. Dah^' Petrus ile şâkirdlerden ba’zıları Taberiyye gölünde balık için kayığa bindiler. O gece birşey tutamadılar. Sabah olun^ deniz kenârında duruyordu. Fekat şâkirdleri onun îsâ old% bilmiyorlardı. îsâ onlara: Çocuklar, bir yiyeceğiniz var mı? ^ Ona: Hayır cevâbını verdiler. O da onlara: Ağı kayığm sağtaij na atın, bulursunuz dedi. Ağı bırakdıklarında, balıkların çoklu^' dan artık ağı çekemiyorlardı. O vakt îsânın sevdiği şâkird, Petn^ Bu Rabdir dedi, Petrus da bunu işitince soyunmuş iken giyinip,^, nize atladı. Diğer şâkirdler balık ağını çekerek kayık ile kent geldiler. Karaya çıkdıklan zemân orada kömür ateşi ve üstüıt konulmuş balık ve ekmek gördüler. îsâ onlara: Şimdi tutduğm. balıklardan getirin dedi. Petrus kayığa binip yüzelJiüç büyük balj Çekdi ve bu kadar çok olduğu halde ağ yırtık

Bunlar, dört değişik rivâyetdir. Birbirlerinden çok farklıdır. Hı ristiyanhk inancının üzerine binâ edildiği temel olan bu dört İnci bu şeklde çeşidli ihtilâflar ile doludur. Az bir dikkat Ue, bir nvayc
az. vmuu. Meselâ, îsâ aleyhisselâmın, veladet \Qom fekli, Hirodesin çocuklan öldürtmesi, doğudan kâhinlerin gelme îsâ aleyhisselâmın çocukluğunda Mısra gitmesi, Nâsıraldann 1» ileyhisselâmı red etmeleri, yüzbaşının hasta hizmetçisini iyi etme' si, hâkimin vefât eden kızım diriltmesi, talebelerine kılıç satm al malarını tenbîh etmesi, çeşidli nasihatleri ve misâlleri. îsâ aievhis
zında olmayıp, diğerlerinden temâmen farklı bir yol ta’kîb eder. İkinci babında anlatılan îsâ aleyhisselâmm bir ziyâfetde annesini tahkir ederek suları şerâba çevirmesi, dördüncü bâbında; kuyu ba-şmda bir kadınla konuşması, beşinci bâbmda beyt-i hüdâ havuzu yanında otuzsekiz yıldan beri yatan bir hastayı iyi etmesi, altıncı babında, Mesîhin kendi eti ve kanı üzerinde yehûdîlerle yapdığı münâkaşa [ki elliiki ve dahâ sonraki âyetleri], sekizinci bâbmda, zi-nâ eden kadını muhâkemesi ve Mesîhin aslı ve nesebi husûsunda yehûdîlerle yapdığı konuşmalar, dokuzuncu bâbmda, bir körün tükrüğü ile yapdığı çamuru gözlerine sürerek gözlerini açıp Siloam havuzuna yıkanmağa gönderdiği ve onun üzerine Ferîsîlerin çeşid-li teşebbüsleri ve îsâ aleyhisselâm ile çekişmeleri, onuncu bâbmda, yehûdüerin îsâ aleyhisselâmı taşlamağa başlamaları ve onlarla geçen, ulûhiyyeti husûsundaki konuşmalar, onbirinci bâbmda, istanbul beylikdüzü satılık daireler Lua-zeri diriltmesi, onikinci bâbmda, îsâ aleyhisselâmm ayaklanmn yağ ile yıkanması, ondördüncü bâbmda, Filupus ve Yehûdâ ile konuşmaları, onyedinci bâbmda, îsâ aleyhisselâmm garîb bir şeklde münâcâtı [yalvarması], ondokuzuncu bâbmda, çarmıha gerildiğinde göğsüne takılan yaftanın ibrânîce, latince ve yunanca yazılmış olması ve haçmm yanmda kendi annesi Meryem ile annesinin kız kardeşi (teyzesi), Eklaviya (Klaopasa)mn zevcesi Meryem ve Mec-delli Meryem dururlarken, îsâ annesini sevdiği şâkirdin yanmda görünce, yirmialtmcı ve yirmiyedinci âyetlerinde (annesine; Ey ka-dm, işte oğlun. Sonra şâkirdine döndü: İşte annen) demesi, çamuh-da iken böğrüne mızrak sokulması, çarmıhın bağçeye dikilmiş olması, îsâ aleyhisselâmm kabrden kalkıp Mecdelli Meryeme: (Bana dokunma, ben dahâ babama gitmedim) demesi ve üç kerre şâkird-lerine başka başka yerlerde görünmesi gibi dahâ pek çok husûslar, Matta, Markos ve Luka İncillerinden hiç birinde yokdur.
Matta, Markos ve Luka İncîllerinde bulunan pek çok misâller, Yuhannâ İncilinde yokdur. (İşâ>i Rabbani kurbanı) ki, hıristiyan dininin esâs inançlarından biridir. Üç İncilde vardır. Fekat Yuhan-nâda yokdur. [İşâ-i Rabbânî, akşam yemeği demekdir. Matta İncilinin yirmialtmcı bâbının yirmialtmcı âyetinde, Markosun ondördüncü bâbının yirmiikinci âyeti ve devâmında ve Lukanın yirmiikinci bâbının ondokuzuncu âyetinde anlatılan, (îsâ aleyhis-selâmın havârîleri ile yimiş olduğu son akşam yemeğinde, şükr dü-âsmı yapdıkdan sonra, ekmeği bölüp, alın yiyiniz, bu benim bedenimdir ve şerâbı verip, alın içiniz bu benûn kanımdu-, benden sonra bunu hâtırlayınız) dediği için, kiliselerde papazlann bir ekmek üzerine düâ okuyunca, bu ekmeğin îsâ aleyhisselâmm eti ola-
cağı, ekmeği parçalara ayırınca îsâ aleyhisselâmm kurh ^ olacağı ve bir tasdaki şerâba okuyunca, bunun îsâ kanı olacağı ve ekmek parçalarını alıp şerâba batırarak tanrı ile birleşmiş olacakları inancıdır. Bu husûs, kitâbımızr^^ zuncu maddesinde îzâh edilmişdir.] %
Petrusun îsâ aleyhisselâma doğru, su üzerinde yürümesi ı,, ğın ağzında akça, para bulunması, Pilatusun hanımının rü’yâs,j aleyhisselâmm kıyâmmda bütün azizlerin mezârlarından kalkıi^; îsâ aleyhisselâmm kabri başına muhâfızlarm konulması ve ba’zı husûslar, sâdece Matta İncilinde bulunup, diğer İncfllerj yokdur.
Dört İncilin birçok mes’elelerde bir diğerine zıd ve muhâlif^; masından başka, her İncilin içinde de birbirinden ayn ve birbiriı; nakz eden nice mes’eleler de vardır. Buna misâl olarak.
1— Matta İncilinde îsâ aleyhisselâm oniki havârîyi ilk defa dîne da’vet için vazifelendirip gönderdiğinde, putperest tai e erj ve Sâmiriyyelilerin şehrlerine gitmekden ve onlarla bmı^mak dan men’ etdi. [Matta bâb on, âyet beş.] Dağdaki va zında a,^ kirdlerine, mukaddes şeyleri köpeklere vermekden ve hınzırlara atmakdan men’ etdi. [Matta bâb yedi, âyet J “ aynı Matta İncilinde, bu emrin tam tersi emr edilmekde, sekizli ci ve yirmibirinci bâblarında, yehûdîlerin yerine putperestler dîne da’vet edilmesini istemekde ve yehûdîlerin îmânsızhkl^ dan da şikâyet edilmekdedir. Yirmidördüncü bâbın ondordüa âyet ile diğer yerlerinde İncil yeryüzünde bulunan kavmleri milletlerin hepsine ulaşdınlmadıkca, tebliğ edilmedikçe, dün) nın sonunun gelmiyeceği i’lân edilmekdedir. Yirmisekizinci t bmda ve başka yerde yalnız bir tek vaftiz ile, hiçbir fark göz< meksizin başkalarını nasrâniliğe kabûl etmek için havârîlere te bîh edilmekdedir.
2— Sekizinci bâbda [âyet beş ve sonrası] îsâ aleyhisselâmm) nma gelen yüzbaşı ilç ilgUi âyetler Ue, onbeşinci bâbın yirmiikir âyet ve devâmında anlatılan bir kadının hikâyesi arasmda da av İlk vardır. Zîrâ sekizinci bâbda anlatılan yüzbaşı putperest olduı hâlde, Isâ aleyhisselâm onun hasta olan hizmetçisine yardım ed Fekat onbeşinci bâbda anlatılan Kenanlı kadın putperest oJm d hâlde, önce îsâ
hûdîyeye git ki, şâkirdlerin dahî yapdığm işleri görsünler. Zîrâ kendisini açıkça tanıtmak isteyen kimse, işini gizlice yapmaz. Eğer bu şeyleri sen yapıyorsan kendini dünyâya göster, dediler. Çünki kardeşleri dahî, ona îmân etmiyorlardı. îsâ onlara cevâben: Benim vaktim dahâ gelmedi. Fekat sizin vaktiniz dâimâ hâzırdır. Dünyâ sizden nefret etmez. Fekat benden nefret eder. Çünki, (dünyâ amelleri kötüdür) diye ben onlara şehâdet ederim. Siz bu bayrama gidin. Ben bu bayrama dahâ gitmem, çıkmam dedi. Fekat kardeşleri çıkdıkdan sonra, kendisi de, o vakt açıkça değil, fekat gizlice imiş gibi bayrama gitdi) demekdedir. Eğer Yuhannâ Încîli muharref değildir denirse: îsâ aleyhisselâma yapdığı bu yalancılık isnâdı nasıl te’vü edilir. [Çünki, îsâ aleyhisselâımn bayrama gitmem dediği hâlde, sonra da gizlice gitdiğini haber vermekdedir ki, bu yalancılıkdır. Hâşâ îsâ aleyhisselâmda böyle bir hâl bulunamaz.]
4 — Matta, Yehûdânın intihâr etmesi kıssasını, İncilinin yirmi-yedinci bâbının üçüncü ve dahâ sonraki âyetlerinde: (O zemân îsâ-yı haber veren Yehûdâ, katle hükm olunduğunu görünce pişmân olup, almış olduğu otuz gümüşü başkâhinlere ve ihtiyârlara geri getirip; Ben suçsuz bir kimseyi ele vermekle günâh işledim dedi. Fekat onlar. Bundan bize ne? Onu sen düşün dediler. Yehûdâ gümüşleri ma’bedin içine atıp gitdi ve varıp kendisini asdı. Başkâhin-1er gümüşleri alıp: Bunu ma’bedin hazînesine koymak câiz değildir. Çünki kan behâsıdır dediler. Müşâvere etdikden soma, yabancılara mezârlık olmak üzere onunla çömlekçinin tarlasını satm aldılar. Bunun için bu tarlaya, bugüne kadar “Kan tarlası” denildi) demekdedir.
Luka ise, Petrusdan naki ederek Resûllerin işleri kitâbınm birinci bâbmm, onsekizinci âyetinde: (Yehûdâ fısk [îsâ aleyhisselâmı haber verme günâhı] ücreti ile bir tarla edindi. Başaşağı düşüp ortadan çatladı. Bütün barsakları döküldü. Bunu bütün Orşilimde oturanlar bilir. Hattâ, o tarlaya onların lisanmda Akeldama, ya’nî kan tarlası denilir) demekdedir. Bu iki rivâyet, iki şeklde birbirine uymamakdadır:
Birincisi: Mattanm rivâyetine göre, Yehûdâ pişmân olup, aldığı gümüşleri geri vermiş ve kâhinler onunla bir tarla satm almışlardır. Lukanın rivâyetine göre ise, o gümüş ile kendisi bir tarla sâhibi ol-muşdur.
^attanm rivâyetine göre, Yehûdâ kendini asmış, inti-® "kanın rivâyetine göre ise, başaşağı düşmüş ve kar-
nın birinci mektûbunun ikinci bâbının, ikinci âye--79-
tinde: (Kendisi günâhlarımıza ve yalnız bizim • fekat bütün dünyâya keffâretdir) demekdedir
ki, günâh işJemekden ma’sûm olan, yalnız îsâ bütün âlemin günâhlarına keffâretdir.
Hâlbuki, Sifr-ül emsâlin TSüleymûnın meselleri! bâbının onsekizinci âyeti: (Kötü adam, sâlih adam Münâfık, hâin adam da doğruların) şeklindedir. Burâd-^''^'''" ^ yor ki. fâsık, günâh işleyen, işlemiyenin, münafık olan dairin yerine fedâ edilecekdir. [Bu ibare Yuhannânın yazdı# hâlifdir.
6— İbrânîlere mektubun yedinci bâb n n onsekizinci veor kuzuncu âyetlerinde, (ZaTfIiği ve fâidesizliğ; sebebi ile e\-^-olan bir emrin ibtâli, çünki, şerî’at hiçbir şeyi kemâle erdirmedii sekizinci bâbının yedinci âyetinde, geçmiş i ^ygamberlerinşen ■ lan za’îf, fâidesiz ve mükemmel olmadığından, îsâ aleyhisselâf gelmesi ile hükmü kalmayıp ibtâl edilmiş oldufcları bildiıiltniv Hâlbuki, Matta İncilinin beşinci bâbı, onyedinci âyetinde İsâak hisselâm, (Ben şerî’ati yıkmağa gelmedim. Ben yıkmağa değil, kat onlan temâmlamağa geldim) demekdedir.
^‘ Matta İncilinin onaltıncı bâbının, onsekizinci ve ondot
zuncu âyetlerinde, Petrus için îsâ aleyhisselâm: (Sen Petrussı ve ben kUisemi bu kaya üzerinde binâ edeceğim. Cehennemi pılan onun üzerine gâlib olmıyacakdır. Hem sana, göklennn ekutunun anahtarlarını vereceğim. Yeryüzünde bağlıyaca er şey göklerde de bağlanmış olur ve yeryüzünde çözeceğin Çözülmüş olur) dediği halde: yine aynı bâl ayetden İ’tibâren diyor ki: (Öldürüleceğini ve üç
cu gun kıyam edeceğim, şâkirdlerine o zemân göstermeğe dı. Ve Petrus, Isâyı bir kenâra alıp; “Yâ Rab bu senden wm sun, bu sana aslâ olmasın” diye azarlamağa başladı. Fekat Isâ nup Pf rusa: “Gen çekU ey şeytân, istanbul beylikdüzü satılık daireler ben senden bîzânm, usaı şım. Zira sen, Allah için olan maksadı his etmezsin. Ancak in 1ar için olan şeyleri his edersin, düşünürsün” dedi ) Ve yine f ta Incflinin yirmialtıncı bâbının oiuzdördüncü âyetinde Pe için Isâ aleyhisselâmın, (Horoz ötmeden önce bu eeee ben kerre inkâr edeceksin), diye haber verdiği ve Petrusun da yeı 1er ile inkâr etmiyeceğini bildirdiği haber verilmekdedir Pe sun, bu sözünü unutup üç kerre, hem de yemîn ile ve la’net ile aleyhisselâmı tanıdığını inkâr etdiği Mattanın yirmialtmn b nın altmışdokuz ile yetmişbeşincı ayf araşma^ bildirilmek dir. Buna göre. Matta Incrlininmekdedir. Yirminci bâbında ise, “şeytânsın” diyerek huzûrundan kovmakda, yirmialtıncı bâbında ise, kendisini inkâr edeceğini bildirmekdedir. Hıristiyanlar, îsâ aleyhisselâma [hâşâ] tanrı diye inanmakdadırlar. Tanrının hiç böyle hatâ etmesi düşünülebilir mi? İşte bu Petrusdur ki, hâl-i hâzırda Romada oturan ve âleme sultân olmak iddiâsında bulunan papalar, onun vekili oldukları ve yeryüzünü istedikleri gibi evirip çevirecekleri ve hiç gü-nâhsız oldukları iddi’âsındadırlar. Ba’zı insanlar da papaya böyle-ce inanarak. Cennete gitmek sevdâsındadırlar.
8 — Yine Matta İncilinin yirmialtıncı bâbının, yirmialtıncı âyetinde ve Luka İncilinin yirmiikinci bâbının ondokuz ve yirminci âyetlerinde ve Markosun ondördüncü bâbmda anlatılan işâ-i Ralîbânî [son akşam yemeği] kıssası birbiriyle karşılaşdınlır-sa görülür ki, birisi yatsıdan önce, birisi yatsıdan sonra olduğunu ve bu üç İncil de, sofrada şerâb bulunduğunu zikr ederler. Yu-hannâ İncilinin altıncı bâbında, bu vak’anın zuhûra geldiğini ve bunun sâdece ekmek olduğunu naki etmekle berâber, şerâbdan aslâ bahs etmez.
Hâlbuki, hıristiyanlığın i’tikâd ve ibâdet esâslanndan biri de (işâ-i Rabbânî) yimek ve bundaki ekmeğin îsâ aleyhisselâmm eti ve şerâbın da, kanı olduğuna inanmakdır. Yuhannânın bu gibi i’tikâd esâslarındaki dikkat ve ihtimâmı, diğerlerinden dahâ fazla olduğu hâlde, şerâbı zikr etmemesi, bu i’tikâdlanmn da. bir hurâfe olduğunu açıkça göstermekdedir.
îmâm-ı Rabbânî hazretleri (Mektûbât) kitâbmın l.ci cild, 275.Cİ mektûbunda buyuruyor ki;
Sizin bu ni’mete kavuşmanız, islâmiyyet bilgilerini öğretmekle ve fıkh hükmlerini yaymakla olmuşdur. Oralara cehâlet yerleşmiş-di ve bid’atİer yayılmışdı. Allahü teâlâ, sevdiklerinin sevgisini size ihsân etdi. îslâmiyyeti yaymağa sizi vesile eyledi. Öyle ise, din bilgilerini öğretmeğe ve fıkh ahkâmını yaymağa elinizden geldiği kadar çalışınız. Bu ikisi bütün se’âdetlerin başı, yükselmenin vâsıtası ve kurtuluşun sebebidir. Çok uğraşınız! Din adamı olarak ortaya çıkınız! Oradakilere emr-i ma’rûf ve nehy-i münker yaparak, doğru yolu gösteriniz! Müzzemmil sûresinin ondokuzuncu âyetinde meâlen, (Rabbinin rızâsına kavuşmak istiyen için, bu elbette bir nî^ı^atdir) buyuruldu.
istanbul beylikdüzü satılık daireler yazdı ve sundu..