istanbul beylikdüzü satılık daireler ve insan felsefeleri
evet arkadaslar sizlere en güzel yazıları yazan istanbul beylikdüzü satılık daireler çok çalıstı ve sizlere istanbul beylikdüzü satılık daireler diyorki den bu adam onunla berâber idi. Zîrâ Celîlelidir diye ısrar Fekat Petrus; Ey adam, senin söylediğini bilmem. Henüz sözj lemekde iken horoz ötdü ve Rab (îsâ aleyhisseiâm) dönüp Peı, sa bakdı. Petrus, Rabbin kendisine, bugün horoz ötmeden öi;| sen beni üç kerre inkâr edeceksin dediğini hatırladı ve dışançıi acı acı ağladı.)Yuhannâ İncilinin onsekizinci bâbınm yirmibe.şinci ve dai sonraki âyetlerinde ise, (Petrus orada durup ısınırken, ona hitâbs-Sen de Onun şâkirdlerinden değilmisin? dediler. O inkâr edip;4 ğUim dedi. Petrusun kulağını kesmiş olduğu adamın akrabâlaıı dan ve başkâhinin hizmetçilerinden biri: Ben seni bahçede Onır la berâber görmedim mi? dedi. Petrus yine inkâr etdi ve hemenk roz ötdü) demekdedir. Bu dört çeşid rivâyetde ne gibi ihtilâflara duğu akl sâhiblerine açıkdır.
23—^^Luka İncilinin yirmiikinci bâbmın otuzaltıncı âyetinde hazret-i îsâ yakalanacağı gün, havârîlere hitaben: (Onlara dei Kesesi olan onu alsın ve torbası olan yanına alsm ve olımyan es\i bım satsın ve kılıç satın alsın) dedi. Otuzsekizinci âyetinde, havâri 1er hazret-i îsâya (İşte burada iki kıhç var dediler. Isâ da onlara Kifâyet eder dedi.) Kırkdokuz, elli, ellibir ve elliikinci âyetlerinde, (Onun etrafında olanlar vâki’ olacakları görünce: Yâ Rab kılıçk vuralım mı? dediler. Hattâ onlardan biri başkâhinin hizmetçisine vurup sağ kulağını kesdi. îsâ cevâb verip: Bırakın bu kadar yetişil dedi ve onun kulağına dokunup şifâ verdi) demekdedir. Hâlbuki diğer üç İncilde kılıç satın almak ve sonra hizmetçinin kesilen ku-lağma şifâ vermek gibi kısmiar yokdur.
24— Matta İncilinin yirmialtmcı bâbmın ellibirinci ve daha sonraki âyetlerinde, (O esnâda îsâ ile berâber olanlardan, şâkird lerden birisi kıhcını çekdi ve başkâhinin hizmetçisine vurup kula ğını düşürdü. O zemân îsâ ona dedi ki: Kıhcını yerine koy. Çün ki kılıç çekenler, kıhç ile helâk olur. Yoksa ben Babama ricâ et sem, şimdi bana oniki alaydan ziyâde melekler göndermesi müm kin değil mi zan edersiniz.
25— Matta, Markos, Luka İncillerinde, îsâ aleyhisselâm çarmıha gerilmek için götürülürken. Karınalı [Kirine] Şem’ûn isminde bir kimseye haçı [çarmıhı] taşıldılar. [Matta, bâb yirmiyedi, âyet otuziki, Markos, bâb onbeş, âyet yirmibir. Luka bâb, yirmiüç, âyet yirmialtı.J Yuhannâ ise, ondokuzuncu bâbm, onyedinci âyetinde, hazret-i Isânın kendi haçını yüklenerek kendinin taşıdığını yaz-makdadır.
2— Matta ve Markosun yazdıklarına göre, îsâ aleyhisselâmla berâber asılan mücrimlerden iki kişi ona söverler idi. Luka İncilinde ise; (Birisi sövdü, diğeri söven i men etdi ve kendisinden şifâ istedi) demekdedir. [Luka yirmiüçüncü bâb, otuzdokuz, kırk, kırk-bir. kırkiki ve kırküçüncü âyetler.]
27— îsâ aleyhisselâmm kıyâmı hakkında dört İncilde yazılanlar da birbirine zıddır. Bunlarm birer birer anlatılması, okuyanları yoracağından, herbir İncilin tenâkuz olan âyetlerini, ibret alacak kimselerin görmesi için hülâsa olarak yazalım;
Matta İncilinin yirmiyedinci bâbının elliyedinci ve dahâ sonraki âyetleri; (îsânın çarmıh üzerinde vefâtı gününün akşamı Arimetalı, îsâmn talebelerinden Yûsüf adlı zengin bir adam geldi ve Pilatusa gidip, îsânm cesedini istedi. O zemân Pilatus, verilsin diye emr etdi. Yûsüf cesedi alıp, onu temiz bir keten bezine sanp, kayada oydunnuş olduğu kendi mezânna koyup, mezâ-nn kapısına büyük bir taş yuvarlayıp gitdi. Mecdelli Meryem ile diğer Meryem orada bulunup, mezânn karşısında oturuyorlardı. Ertesi gün, cumartesi günü başkâhinler Ue Fensîler, Pilatusun yanma toplandılar. Pilatusa, îsâ için; O sağlığında üçgün sonra kıyâm ederim, kalkanm demişdi. Şimdi üç güne kadar mezânn ın hıfz edilmesini emr et ki, şâkirdleri geceleyin gelip, onu çalarak, halka; O ölülerden kıyam etdi demesinler. Sonraki sapıklık, evvelkinden fena olur, dediler. Pilatus da onlara; Sizin muhâfızlan-nız vardır. Gidin bildiğiniz gibi sağlam hıfz edin dedi. Onlar da gidip taşı mühürliyerek, muhâfızlar ta'yfn ederek hıfz etdiler ve Sebtin (Cumartesinin) sonunda haftanın birinci günü tan yeri ağarırken. Mecdelli Meryem ile diğer Meryem, kabri görmeğe geldiler. Çok şiddetli bir zelzele oldu. Zfrâ Rabbin bir meleği gökden indi ve taşı kapıdan yuvarlayarak üzerine oturdu. Ondan torkularından muhafızlar titreşip ölü gibi oldular. Melek kadınlara hitâben; Siz korkmayın. Zfrâ haça gerilmiş îsâyı aradığınızı biliyorum. O burada değildir. Zfrâ söylediği gibi kıyam etdi. Gelin yatdığı yere bakın ve çabuk gidip şâkirdlerine haber verin. O sizden evvel Celfleye gidiyor. Onu orada göreceksiniz. İşte ben size söyledim, dedi. Onlar da hemen akabinde korkarak ve
bir sevinçle kabrden çıkıp şâkirdlere haber vermeğe kosd kat yolda Isâ onlara karşı çıkıp; Selâm size dedi. Onlar da* ^' ’ geüp ayaklanna kapanıp secde etdiler. O zemân îsâ onlara? ' mayın. Gidip, kardeşlerime haber verin. Celîieye gitsinler? k orada görecekler, dedi. Bekçilerden ba’zıları şehre gelip, vâki ^ i; şeyleri başkâhinlere anlatdılar. Onlar da, ihtiyârlarla toplanıp*^ e şâvere etdikden sonra, bekçilere çok para verdiler ve onlara d 1er ki; Biz uyurken onun şâkirdleri geceleyin onu çaldılar deyk^ 1' Bekçiler paraları alıp, kendilerine öğretildiği gibi yapdılarve söz tâ bugüne kadar yehûdîler arasında yayılmısdır. Fekat ont şâkird îsânın onlara haber verdiği dağa vardılar ve gördükleri ^ ;
mân ona secde etdiler. Fekat ba’zıları şübhe etdiler. îsâ yanlam, geldi ve “Gökde ve yerde bütün hâkimiyyet bana verildi. Şimdiı gidip bütün milletleri Baba, oğul ve Rûh-ül-kudsün ismine vaft; ediniz ve yapdığım vasiyyetlerime uymağı onlara öğretiniz dea, seklindedir.
Markos İncilinin onbeşinci bâbının, kırkiki ve dahâ sonral âyetlerinde ve onaltıncı bâbında ise; (îsânın haça gerildiği Cim, günü henüz akşam olmamışdı. Yehûdîlerin meclis a'zâsındanii: bârh bir kimse olan ve kendisi Allahın melekûtuhu bekliyen An metah Yûsüf isminde bir zât geldi ve cesâret ile Piiatusa giderd îsânın cesedini istedi. O da müsâade etdi. Yûsüf de, îsâyı inditij keten bezine sardı. Onu kayada oyulmuş kabre koydu ve kabrin kapısına bir taş yuvarladı. Mecdelli Meryem ve Ya'kûbun anne si Meryem de, onun konulduğu yeri görüyorlardı. Sebt günü geçince, Mecdelli Meryem ve Ya’kubun annesi Meryem ile Salome gelip, ona sürmek için buhur satın almışlardı. Flaftanın ilk günü güneş doğarken mezâra geUp, birbirlerine “mezânn kapısından taşı kim yuvarhyacak” derlerdi. Fekat taşı yuvarlanmış gördüler Mezâra girince beyâz, uzun elbise giymiş bir genci sağ tarafda oturuyor gördüler. Pek korkdular. O da onlara; Korkmayın! Siz çarmıha gerilmiş olan Nâsıralı îsâyı anyorsunuz. O kıyâm etdi. Burada değildir. İşte onu koyduktan yer. Fekat siz gidin, onun şâkirdlerine ve Petrusa söyleyin; O sizden önce Celîieye gider. Size dediği gibi onu orada göreceksiniz dedi. Onlar da kabrden çıkıp kaçdılar. Kendilerini titreme ve hayret almışdı. Kimseye bir şey söylemediler, çünki korkuyorlardı. Isâ haftanın ilk gününde sabah erkenden kıyâm etdiği zemân ilk önce kendisinden yedi cin çıkarmış olduğu Mecdelli Meryeme göründü. O da gidin da-hâ önce onunla berâber bulunmuş ve hâlâ ağlayıp mâtem’tut-makda olanlara haber verdi Onlar îsâmn dirildiğine inanmadılar. Sonra bir köye giderlerken onların ikisine başka şeklde
ründü. Onlar da gidip diğerlerine haber verdiler. Bunlara da inanmadılar. beylikdüzü satılık dairelerSonra sofrada oturan onbir kişiye göründü. İmansızlıkla katılaşmış kalbleri ve kendisinin kıyam etmiş olduğunu görenler, inanmadıkları için onlara; “Bütün dünyâya gidin, her mahlûka va'z ediniz ve îmân edip vaftiz olunanm halâs olacağını müjdeleyiniz” dedi. Rab onlara böyle söyledikden sonra göke kaldırıldı ve Allahın sağına oturdu) demekdedir.
Luka İncilinin yirmiüçüncü bâbının ellinci ve dahâ sonraki âyetleri ve yirmidördüncü bâbında ise: (Ve işte meclis a’zâsmdan, yehûdüerin Arimeta şehrinden olan, Yûsüf isminde sâlih ve sâdık ve Allahın melekûtunu bekhyen iyi bir adam vardı. Bu zât onların meşveretlerine ve işlerine râzı olmamışdı. Pilatusa gidip îsânm cesedini istedi. Onu indirip bir keten bezine sardı. Kayada oyulmuş ve içine hiçbir kimse konulmamış bir kabre koydu. O gün Cum’a idi. Celîleden onunla berâber gelmiş kadmlar da, onun arkasmdan gitdiler. Mezâra vardılar ve cesedin mezâra nasıl konulduğunu gördüler ve dönüp buhurlar ve kıymetli hoş kokulu yağlar hâzırla-_vıp, emr mûcibince, Sebt günü istirâhat etdiler. Fekat haftanın ilk gününde, seher vakti mezâra gelip, hâzırladıklan buhurlan da getirdiler. Yanlarında başka kimseler dahâ vardı. Taşı yuvarlanmış buldular ve içeri girdiklerinde îsânm cesedini bulamadılar. Onlar bundan dolayı şaşkın iken, nûrânî elbiseler ile iki adam yanlannda durdu. Onlar da korkulanndan yüzlerini yere eğmiş olduklan hâlde adamlar onlara: “O buradş değildir. Kıyâm etmişdir. Celîlede iken kendisinin sizlere söylediği şeyleri hâtırlayın" dediler. Bunlar mezârdan dönüp bütün bu şeyleri onbirlere ve başkalanna anlardılar. Bunları Resûllere söyleyenler Mecdelli Meryem, Yoanna ve Ya’kubun anası Meryem ve onlarla berâber olan diğer kadınlar idi ve onlann sözlerine inanmadılar. Fekat Petrus kalkıp kabre koşdu ve eğilip, kefenini boş görerek şaşınp evine gitdi. Onlardan ikisi o gün Orişilimden [Kudüsden] altmış ok atımı mesâfede olan Em-maus denilen bir köye gidiyorlardı. Olan bütün bu işleri konuşuyorlardı. Ve vâki’ oldu ki, onlar konuşurlarken ve birbirlerine sorarlarken, îsâ bizzat kendisi yaklaşıp onlar ile berâber yürüdü. Fekat onların gözleri tutulup onu tanıyamadılar. îsâ onlarla yürürken, üzülerek birbirinizle konuşduğunuz sözler nedir? dedi. Onlardan Kleopas ismli birisi cevâb verdi: Orişilimde misâfir olup, bu günlerde olanları duymayan yalnız sen misin? Onlara: Hangi şeyler? dedi. Onlar kendisine: Allahın ve bütün halkın sözde ve fi’lde kudretli bir Peygamberi olan Nâsırah îsâya dâir şeyleri. Onu nasıl çar-®iha gerdiler. Bizler ise, İsrâîli kurtaracak odur zan ediyorduk ve