istanbul beylikdüzü satılık daireler ve osmanlı harbleri
Nihayet, 1850’de Müşir Ömer Paşa, Tahir Paşa’nın yerine Bosna Valiliğine getirildi. Onun merhametli ve mülayim kişiliğinin haberi Bulgaristan’a kendisinden önce vardı ve Hıristiyan köylüler silahlarını bıraktılar. Direnmeye devam edenler Müslüman toprak sahipleriydi. Ömer Paşa’nın 8.000 kadar askeriyle, Osmanh ordusuna katılan bir dizi Macar ve Polonyalı subayı vardı. 1851 yılında Boşnak Müslüman ileri gelenlerin geleneksel siyasetini yıkarak ve Her-sek’te bağımsız hükümranlık kurmaya teşebbüs eden Ali Rıdvanoğ-lu’nu ortadan kaldırarak, diğerlerinin başarısız olduğu durumlarda başarılı oldu. Barbara Jelavich, bu isyanın bastırılmasının muhtemelen 5.000 cana mal olduğunu belirtir; diğerleri Hırvatistan’daki 5.000 mülteciden söz ederler. Temperley şu değerlendirmeyi yapar:
Ömer'in yöntemleri barbarcaydı, ama "görevinde ihmalkârlık etmedi" [yani, isini sonuna kadar yaptı]. Hıristiyanlardan istediği desteği eksiksiz aldı. Silah altına alınan pek az Hıristiyan özgür bırakıldı ve kitle halinde büyük bir şevkle onu desteklediler. Feodal tiranların kaleleri Ömer ve topçusunun önünde birer birer teslim oldu... Tüm feodal imtiyazların ilga edildiğini ilan etti. Bosna'da Travnik ile Sarajevo
nuldu ve bu yüzden kendi hükümeti tarafından, padişahınsaltj haklarını ilan ettiği Karadağ Piskoposluğu’nu almaya teşvik di. 1852’de çok büyük bir Osmanh kuvveti Karadağ’a gir^j devleti laikleştirme niyetinden Osmanhian haberdar etmeyi eden yeni hükümdara savaş ilan etti. Bu istila, hem Avusturya^ Rusya’nın Ömer’i geri çekmesi için padişaha birer ültimatom ve, diği bir başka uluslararası olayı kışkırttı. Mart 1853’te ÖmerPa. şa azledildi. Karadağ, OsmanlıIarla belli belirsiz bağlantıları biis. bürün kopmuş bir prenslik haline geldi. Karadağ krizi, Avusturya. Rusya uzlaşmasının sonunu hazırlayarak, göreceğimiz gibi,Ey|| ortasında bir kopuşmaya yol açtı ve Franz Joseph Osmanlılara karşı savaşında Rusya’ya katılmayı reddetti.
Bu arada, 1850 isyanının sonucu olarak, Bosna ve Hersek askeri ve sivil yetkileri olan kaymakamların yönetiminde yedi sancağa bölünmüştü. Vilayet, Topal Osman Paşa (1861-69) yönetiminde, eğitim ve altyapıda hatırı sayılır ilerleme kaydetti. 1866’da]t-rel bir meclis kuruldu. Sarajevo valinin resmi makamı haline geldi. Bununla birlikte, Arap vilayetlerinde gördüğümüz gibi,önemi reformları tarımsal kesime kabul ettirmenin imkânsız olduğu an laşıldı. Köylü taleplerine yanıt vermeye yönelik girişimler yapıldı. 1859’da toprak kullanımında belirli haklar verildi, amabiiyâ topraklar, Müslüman sahipleri tarafından iltizam olarak işktıta-ye devam ederek, köylüler arasında daha fazla hoşutsuzluğa\ı 1870’lerde Balkanlar’m büyük kesimlerini şiddetle sarsan veyw Avrupa müdahalelerini kışkırtan başka isyanlara yol açtı.
TANZİMAT'TAN KIRIM HARBİ NE 459
Bosna Kırım cephesine pek fazla asker katkısında bulunmadı, /^ncak daha sonradır ki, bir Bosna milis gücü (müstahftz) fikri ni-lıayet Bosnalı Müslümanların nizamiyedeki hizmeti meselesini çözdü. I862’de, Sadrazam Fuad Paşa’mn önerisiyle, Müslüman nüfusun Osmanh ordusuna alınmasına yönelik şiddetli itirazlar sorununu çözecek bir müstahfız gücünün yaratılmasını tartışmak üzere gizlice bir askeri komisyon toplanmıştı. Müslüman nüfus kendi vilayeti dışında savaşmak istemiyor ve kendi üniformalarını giymek istiyorlardı. 1864-65’te, Bosna-Hersek’te bir nüfus sayımı yapıldı ve gönüllüler 800 zabitle altı bölüğü doldurdu. Amaç, tümü de kendi vilayetlerinde olmak üzere, üç yıl boyunca düzenli asker olarak hizmet ettikten sonra dokuz yıl redifte ve yedi yıl da müstahfızda görev yapacak 4.800 askeri sürekli silah altında bulundurmaktı. Yerel zabitlerin kumandasındaki ilk iki alay, 1865’te İstanbul’da Abdülaziz’in (1861-76) önünde geçit töreni yaptı. Düzenli askerlerin yanı sıra, Bosna’nın sonunda on sekiz redif taburu oldu. 1874’e gelindiğinde, Bosnalı düzenli ve ihtiyat askerlerinin sayısı 30.000’e ulaşmıştı.Anlaşmalar 18. yüzyıl Bosna ocaklık sistemine çok yakındı. Yeni örgütlenme, Osmanh reformcularının yerel koşullara ve geleneklere boyun eğmek zorunda kalmalarının bir başka örneğini temsil eder. Askere alma, her yerde bir gönüllülük, kur’a ile şiddetli baskı bileşimi olarak kaldı.
Avusturya ve Rus Orduları, 1850 Dolayları
İşte, emperyal didişmeler ve huzursuz halkların Avrupa’nın her yanını genel bir savaşa sürükleme tehdidi oluşturduğu dönemde, Osmanh topraklarında işler böyleydi. Osmanh reformlarının oldukça kasvetli durumunu kaydettikten sonra, Kırım Har-bi’nden hemen önceki haliyle, Avusturya ve Rusya’nın askeri örgütlenmesinin durumunu gözden geçirmek için kısa bir ara vermemiz gerekiyor. Tanzimat’ın örneklediği geleneksel ve özgürlükçü fikirler arasındaki yabanıl çarpışma. Viyana ve Moskova gibi otokratik ortamlardaki benzer çatışmaların bir karikatürüydü. 1815’te Napoleon’un çöküşünün ardından. Şansölye Metternich,
diplomasi ve silahlı kuvvet bileşimiyle Habsburg toprg|^j tikrar ve sakinliğinin devamım sağladı. Askeri dan kaygılarına göre ikinci plana itildi. Fransa’yla say ıHr, Avusturya gerek Rusya’yı yoksullaştırdı ve çoğu ve etkisiz vergilendirme askeri harcamalarda kısıntıyı gç^.%,, ğıt üzerinde, Avusturya’nın çeşitli bölgeleri 400.000 asj('^'^^. yabiliyordu, ama eğitim, kumanda ve tedarik gibi alanig^'^1’^3' münde 1850’den hemen önceki dönemde Prusya gerisinde kalmıştı. Askeri kumanda, yani Hofkriegsrat^ ve asker yetkililer karışımından oluşuyor ve Staatstrat yönetiliyordu. Örneğin, Prusya’nın tersine biraz da lianta^^ manda yapısı ve genelkurmayı, büyük ölçüde 18. yüzyıldgi^j kalmıştı. Metternich, askeri yetkililerin üzerinde sivillerin lüğünü yeğlemişti. Askeri yüksek kumanda çok uluslu, aristol^/ tik ve değişime direnen yapısını korudu; bu özellikleri, subayj, nıfının niteliğini belirledi ve yenilik veya sorumluluk almaeğı'ij mini baltaladı.
Halkın ordusu, yani Landıvehr 1831’e değin dağıtılmış, H.jo. seph tarafından başlatılan sisteme dayalı, seçici ve eşitsiz askereal-ma geri getirilmişti. Sözgelimi, Macaristan’da askerlik ömür bo-yuyken, başka yerlerde on dört yıldı. 1845’ten sonra, imparatorlu-ğun her yerinde birörnek olacak şekilde sekiz yıl olarak belirlenl, Askere alma, Osmanlı topraklarındaki gibi kur’ayla yapılıyordu, ama “kur’alar” sık sık toplumun uyumsuzlarına denk geliyordu, Avusturya, maaş ve tayınların düşük düzeyi ve kamçı, sopa ve sıra dayağının serbestçe uygulanmasında, ancak Rusya’dan sonra, ikinci sıradaydı.^^
Genel sistemin iki istisnası vardı: Biri, Tirol milisleri, diğeri de askeri sınır sistemi. Zayıf bir finansman çağında, özellikle İkincinin bizim bağlamımızda oynayacağı önemli bir rolü oldıı, 1848’de, Garibaldi Avusturya sınırlarını tehdit ettiğinde, 16.(İ Tirollü keskin nişancı seferber edildi. Askeri sınır sistemi, dört genel kumanda -Hırvat, Slavonyalı-Symrialı, Banat ve Erdel-1831’de İtalya’ya 12 tabur gönderildiğinde olduğu gibi, gerektiğinde 100.000 asker çıkartabileceği hesaplanıyordu.
TANZİMArTAN KIRIM HAHBİ'NE 461
]g48’de, Avusturya ordusu kâğıt üzerinde şöyleydi: On iki ay-l^umanda merkezinde örgütlenmiş 315.000 piyade; 49.000 süvari, 26.000 topçu, 5.400 teknik hizmet elemanı ve 4.000 kişilik bir nakliye. Yetersiz finansman ve firar, fiili gücün 250.000 kişiye yakın olduğunu düşündürür.35 Silahlar ve donanım, piyade silahları istisnasıyla, bu dönemde pek az değişim gördü. Süvarilerden bazıları karabina taşısalar da, hâlâ büyük ölçüde kılıç kullanıyordu. Ön cephe birimleri 1835’ten itibaren tepmeli tüfekle donatıldı. Teknik branşlarda yüksek ustalık seviyesi korunuyordu. Ancak bunun dışında, eğitim son derece yetersizdi. Muharebe taliminden çok, törensel alıştırmalar kural olmakla birlikte. Askeri Sınır’daki Orenzer, her zamanki gibi, daha hazırlıklı durumdaydı.
Avusturya, büyük ölçüde Fransız devrimci fikirlerinin yayılmasına ilişkin genel paranoya yüzünden, dönemin başından sonuna değin Prusya ve Rusya’yla ilişkilerini yakın tuttu. İmparatorun Alman Federasyonu’na ilgisi sürdü ve Ren üzerinde Fransa’ya karşı bir siper olarak Avusturya-Prusya işbirliği dönemin belirleyici özelliğini oluşturdu. Macaristan ve Erdel’de gördüğümüz gibi, Avusturya ve Rusya hükümdarları askeri destek için birbirini yardıma çağırmakta tereddüt etmiyorlardı. Artık Avusturya’nın kaygı odağı İtalya olmuştu; gerçi orada bile, imparatorluğun en iyi tahkim edilmiş kalelerinde ordunun gücü 1831’de 104.500 askerden 1846’ya gelindiğinde, 34.000’e düşmüştü. İtalyan kuvveti, onu Habsburg kuvvetlerinin üstün gücü yapan eğitim ve moral iklimini yaratan General Radetzky’nin kumandası altındaydı. Genelde, monarşinin geri kalan savunmalarının modası geçmiş durumdaydı.^^
Avusturya’nın başlıca sıkıntısı, milliyetler sorununda yatıyordu; bu, 1848 ve ertesinde defalarca kendini gösteren aşikâr bir sorundu. Çeşitli etnik grupların çoğu, kendi “milli” ordularını kurma peşindeydi, bu yüzden çözüm, ulusal birlikleri, gerektiğinde polis gücü olarak da kullanılabilecekleri kendi bölgeleri dışında kullanmaktan geçiyordu. Kötü finanse edilen, yeterli insan gücünden yoksun, çok dağınık, sınırlarda uzmanlık cepleriyle birlikte, Avusturya ordusu kendisine biçtiği imparatorluğun muhafızı rolü-
Ekim ayında Viyana’da monarşinin restorasyonuyla sonuç|..
uzun bir askeri karşı-devrim başlattı. Franz Joseph Aralık] imparator olarak taç giydi, ama gördüğümüz gibi, ıMacarij;^'^ kralı unvanını almadı. Nisan 1849’a kadar, Franz Joseph, sonj on yılda Avusturya ordusunun yönünü belirleyecek bir kararla dunun başkumandanlığını ele geçirmişti bile. Ocak 1849 başn,|| Budin’den çıkmış olan Macar ordusu, ülkenin başka yerlerinde^j bucak toparlanarak, Nisan’da Macar parlamentosunun Halısl)iı,| hanedanını alaşağı edip Kossuth’u başa geçirmesini sağladı, Fel], mareşal Haynau kumandasında 60.000 kadar asker, Macarasik rinin 80.000 kişilik ordusuyla karşı karşıya geldi. Bu, Franz seph’i, daha önce değinildiği gibi I. Nikolay’dan asker istemeye yo-neltti. Ruslara, 1828-29’da Kafkasya’daki Rus-Türk harbi mıılıa-riplerinden Paskieviç kumanda ediyordu. Nihai çarpışma, Macar ların Rus ve Avusturya ordularınca kuşatıldığı Temeşvaryabi rmda meydana geldi.Macar devrimi Ekim’e kadar sona erni|, Bunu Viyana’nm, 490 subayın askeri mahkemede yargılanıp çoğunun cezası en sonunda hafifletilse de 231’inin idama maliki edildiği, kısa süreli acımasız bir cezalandırma yönetimi izledi.Devrimin liderleri olan toplam 13 Macar subay, 114 siville birllıt idam edildi. 1.765’i de hapse atıldı. Merkeziyetçi bir Habsbmş monarşisinin restorasyonu, çokkültürlü bir imparatorluğun gele çekteki yaşama kabiliyeti açısından çok yüksek bir bedellegeldıe se de, hemen ortaya çıkan sonuçlardan biri, 1849’da 1.200 baıe-ketli sahra topuyla 648.000 askerden oluştuğu söylenen impaıı-torluk ordusunun güçlenmesi oldu. Rusya’yla işbirliği de,sözgfb mi Askeri Koridor’un Slavları arasında Rus askerlerinin varlş
TANZİMAT7AN KIRIM HARBİ'NE 463
Ortodoks GrenzeA pazar ayinlerinde Rus alaylarına katılmaya lireklendirdikçe, Avusturya liderleri arasında hatırı sayılır huzur-l^^luğa da yol açmaktaydı. Yaklaşan Kırım Harbi açısından, bü-bunlar hayra alamet değildi.
gunu izleyen on yıl boyunca, Viyana, Verona, Buda ve Lem-l^fg’de karargâh kurmuş dört ordusuyla, yeni merkezileşmiş yüksek Ijynıandanlığın başı olarak, imparator orduyu bizzat yönetti. İmparator, her yönüyle ordunun operasyonlarının yönetilmesine müdahale etti. Danışmanı, imparatorun annesi Arşidüşes Sophie’nin himayesi altında olan, Franz Joseph’in eski mabeyncisi Feldmareşal Grünne’ydi. Yeniden örgütlenme, özellikle Baş Nezaret makamının 1852’de kaldırılmasının ardından Franz Joseph’in meşruti hrallıktan mutlak hükümdarlığa geçişini yansıtır. Ordu harcamaları izleyen on yılda patlarken, aynı zamanda ordunun etkililiği de geriledi. 1848’den önce, yıllık 50.000.000 florin orduya ayrılan alışılmış fon idi; 1854’e gelindiğinde bu meblağ, bütçenin yüzde 42’sini tutan 198.219.783 florine yükseldi. Her ne kadar çok sayıda aday olsa da, maaşlar hudutsuz denecek kadar düşük kaldı. I859’a gelindiğinde, yoldaşlık ve sadakat ruhunda zararlı sonuçlarıyla birlikte, subayların yüzde 50’den fazlası yabancılardan oluşuyordu. Temmuz 1852’de, sekiz yıllık fiili hizmet ile iki yıllık ihtiyat hizmetini öngören genel bir askere alma yasası çıkarıldı. Toplanan yıllık asker sayısı hiçbir zaman 80.000’i geçmiyordu ve bunların pek azı bütün bir dönem boyunca tutulabiliyordu. Ücret, tayınlar ve bedeni ceza oranlarında, Kırım Harbi dönemi boyunca önemli bir gelişme görülmedi. Tepmeli tüfek gibi yeni silahlar kullanılmaya başlandı, ama eğitim ve taktik destek bunu izlemedi. Başka yerlerdeki gibi, topçuluğa hatırı sayılır özen gösterilmesiyle birlikte, top sayısı 1849-59 arasındaki on yılda iki katına çıktı. 1850’ler, kentlerde ve kırsal kesimlerde polis ve asayiş hizmeti veren jandarma hizmetinin kurulmasına tanık oldu. Jandarmalara düzenli ordu askerlerinden daha iyi ücret ve barınma olanakları sağlandı.
Bu, iç güvenlikle ilgili kaygıların öne çıktığı ve milliyetlere büyük bir şiddetle hükmedilen bir dönemdi. Her ne kadar Franz Jo-
